09Makale · · 3 dk okuma

Marksist Düşüncede Üç Tartışma: Altyapı, Devlet ve Devrim

Marksizm içinde üç büyük tartışma var: toplum nasıl dönüşür, devlet nasıl ortadan kalkar, devrim nerede durur? Üçü de aynı soruya farklı cevaplar: değişimin öznesi kim?

Altyapı ve üstyapı: toplum nasıl dönüşür

Marx'ın insanlık tarihini anlamak için geliştirdiği çerçeveye tarihsel materyalizm denir. Bu çerçevede iki kavram merkezîdir ve aralarında diyalektik bir ilişki vardır.

Temel yapı (altyapı), toplumun maddi üretim ilişkilerini ve üretim araçlarını kapsayan ekonomik yapıdır. Üst yapı ise siyasi, hukuki, kültürel ve ideolojik kurumlardan oluşur. Üst yapı, altyapının üzerine inşa edilir ve onu destekleyecek biçimde şekillenir.

Bir toplumun üretim ilişkileri ve üretim araçları, o toplumun temelini oluşturur; ancak bu temel sürekli değişim içindedir. Altyapıdaki değişim üst yapıda da etki yaratır. Yeni bir toplumsal formasyona geçiş genellikle altyapıdaki çelişkilerin birikmesi ve sınıf mücadelesinin yükselmesiyle başlar; ekonomik ve siyasi krizler süreci hızlandırır.

Geçiş tamamlandığında yeni altyapı ile yeni üst yapı uyumlu hale gelir. Kapitalizmde burjuvazi altyapının hâkim sınıfı olduğunda, siyasi ve hukuki yapılar da burjuvazinin çıkarını koruyacak biçimde düzenlenir.

Şunu eklemek gerekir: bu süreç mekanik değildir. Her toplumun kendi tarihsel koşulları ve özgünlükleri geçişin biçimini belirler; aynı altyapı her yerde aynı üst yapıyı üretmez.

Marx ve Bakunin: devlet nasıl kalkar

Birinci Enternasyonal'de Marx ile Bakunin arasında devletin ortadan kalkmasına dair önemli bir tartışma yaşandı.

Bakunin'e göre devlet baskıcıdır; insanın kişiliğini ezer ve ona bir rol biçerek gerçek kişiliğinin ortaya çıkmasını engeller. Devlet doğası gereği baskı aygıtıdır ve devletin olduğu yerde özgürlüğün gelişmesi mümkün değildir. Bu yüzden kesin olarak parçalanmalı, imha edilmeli, tarihten silinmelidir — hemen ve devrimci bir isyanla.

Marx da devleti egemen sınıfların baskı aygıtı olarak görür. Yani başlangıç noktası aynıdır. Ayrıldıkları yer zamanlama ve yöntemdir.

Marx'a göre devlet bir anda ortadan kalkamaz. Devletin oluşması bir tercih meselesi olmadığı gibi ortadan kalkması da değildir. Devletin ortadan kalkmasının tek yolu, onu var eden nesnel koşulların ortadan kalkmasıdır. Devlet sınıf çatışmasının sonucu olarak doğduğuna göre, sınıflar ortadan kalktığında devlet de kalkacaktır.

Marx bu geçiş için proletarya diktatörlüğü kavramından söz eder: işçi sınıfının siyasi iktidarı elinde tuttuğu bir ara dönem. Bu kalıcı bir rejim değildir; amacı kapitalizmi üreten koşulları ortadan kaldırmaktır ve bunu başardığı ölçüde kendini de gereksiz kılar, çünkü bir sınıfın diğeri üzerinde baskı kurmasının zemini kalmaz.

Burada dikkatli olmak gerekiyor. Kavram Marx'ın bütün külliyatında yalnızca birkaç yerde geçer — en belirgin biçimde Gotha Programının Eleştirisi'nde — ve içeriği hiçbir zaman ayrıntılı olarak tanımlanmaz. Marx'ın "diktatörlük" derken kastettiği, modern anlamdaki tek adam rejimi değil, bir sınıfın siyasi egemenliğidir. Kavrama bugün bildiğimiz kurumsal içeriği veren Lenin'dir, özellikle Devlet ve Devrim'de. Dolayısıyla "Marx proletarya diktatörlüğünü savundu" cümlesi doğru ama eksik; Marx'a Lenin'in tanımını geriye dönük yüklemek sık yapılan bir hata.

Troçki ve Stalin: devrim nerede durur

Üçüncü tartışma devrimin coğrafyasıyla ilgili. Troçki sürekli devrimi, Stalin tek ülkede sosyalizmi savunur.

Troçki'ye göre bir sosyalist devrim kendi içinde kalırsa yozlaşır ve genel anlamda başarılı olamaz. Sosyalizm bir dünya görüşüdür; başarılı olabilmesi için önce Avrupa'ya, sonra tüm dünyaya yayılması gerekir. Dünya devrimi gerçekleşirse sınıf mücadelesine son verilebilir. Devrim sürekli bir süreçtir; işçi sınıfının iktidarı almasıyla bitmez, aksine başlar.

Stalin ise devrimin önce Rusya içinde korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini düşünür. Devrimin bütün dünyayı etkileyebilmesi için Sovyetler Birliği'nin çok güçlü olması şarttır. Ayrıca Batı'da devrimci dalganın durduğu kanaatindedir; yayılmaya çalışmak, Rusya'da başarılmış olanı da tehlikeye atacaktır. Bu nedenle öncelik, ülkeyi maddi ve askerî açıdan güçlendirmektir.

İki görüş arasındaki asıl fark, devrimin dinamikleri ve hedefleri konusundadır. Troçki için devrim bir yayılma süreci, Stalin için bir konsolidasyon meselesidir.

Ortak soru

Üç tartışma da aynı eksende buluşuyor: değişimi ne getirir? Altyapıdaki nesnel koşullar mı, örgütlü bir irade mi, yoksa ikisinin belirli bir bileşimi mi?

Marx'ın cevabı koşullara ağırlık verir; Bakunin iradeye, Lenin ve Stalin ise örgüte. Yirminci yüzyılın sosyalizm deneyimleri, büyük ölçüde bu üç cevabın birbirine üstünlük kurma mücadelesinin tarihidir.

Kaynakça

  1. Marx, K. (1859). Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı, Önsöz. (Türkçe baskı: Sol Yayınları.)
  2. Marx, K. (1875). Gotha Programının Eleştirisi. (Türkçe baskı: Sol Yayınları.)
  3. Lenin, V. İ. (1917). Devlet ve Devrim. (Türkçe baskı: Sol Yayınları / Yordam Kitap.)
  4. Bakunin, M. (1873). Devlet ve Anarşi. (Türkçe baskı: Öteki Yayınevi.)
  5. Troçki, L. (1930). Sürekli Devrim. (Türkçe baskı: Yazın Yayıncılık.)
  6. Stalin, J. (1924). Leninizmin İlkeleri. (Türkçe baskı: Sol Yayınları.)
  7. Cohen, G. A. (1978). Karl Marx's Theory of History: A Defence. Oxford University Press.
  8. Deutscher, I. (1954-63). Troçki üçlemesi: The Prophet Armed / Unarmed / Outcast. Oxford University Press.

Bu yazıyı alıntılamak için

Kandemir, V. (2023). Marksist Düşüncede Üç Tartışma: Altyapı, Devlet ve Devrim. Vedat Kandemir. https://vedatkandemir.com/marksist-dusuncede-uc-tartisma-altyapi-devlet-ve-devrim.html